İlk 50 Dakika: Evrak Doldurmak mı, Bağ Kurmak mı?
Danışan kapıdan içeri adım attığında odada görünmeyen ama ağırlığı hissedilen bir soru asılı durur: “Burada gerçekten duyulacak mıyım, yoksa değerlendirilecek miyim?” İlk görüşme, bu sorunun henüz söylenmeden cevaplandığı bir eşiktir.
Bir yanda danışanın getirdiği duygusal yükü duymak, diğer yanda gizlilik sınırlarını, randevu düzenini, ücret ve iptal koşullarını netleştirmek vardır. Bu ikisi birbirinin karşıtı değildir. Ama bütün çerçeveyi ilk dakikalarda aceleyle sıralamak, görüşmenin insani tarafını bir mülakat hissine yaklaştırabilir.
Çerçeve bağın karşısında değildir
Çerçeve, terapötik ilişkinin dışında duran idari bir liste değildir. Ne zaman görüşüleceği, iptal olduğunda ne yapılacağı, gizliliğin sınırları ve iletişimin nasıl sürdürüleceği; danışanın nereye geldiğini ve süreçte ne bekleyebileceğini anlamasına yardım eder.
Fakat çerçevenin işlevi, her şeyi ilk 15 dakikada eksiksiz söylemek değildir. Danışan o gün belki uzun süredir taşıdığı bir şeyi ilk kez anlatacaktır. Terapistin formu tamamlama telaşıyla gözden kaçırdığı küçük bir duraksama ya da duygu değişimi, o anlatının önüne geçebilir.
Terapötik ilişkinin niteliği, farklı yaklaşımlarda ortak bir önem taşır. Bu nedenle ilk görüşmenin hedefi yalnızca bilgi toplamak değil; danışanın kendi hikâyesini kendi ritminde anlatabileceği yeterince güvenli bir başlangıç kurmaktır.
Bazı şeyler odaya girmeden de netleşebilir
Bilgilendirme, randevu kuralları ya da mesleki onam gibi başlıklar göz ardı edilmesi gereken ayrıntılar değildir. Her uzman, kendi çalışma biçimine ve gerekli danışmanlığa göre bu çerçeveyi açık, anlaşılır ve izlenebilir biçimde kurar.
Buradaki küçük fark zamanlamadır. Danışan, görüşmeye gelmeden önce ya da görüşmenin uygun bir yerinde, sürecin sınırlarına sakinlikle bakabilecek alan bulduğunda; ilk 50 dakika bir kontrol listesine daha az, birlikte düşünmeye daha çok ayrılabilir. Çerçevenin yazılı ve erişilebilir olması, terapistin onu her görüşmede baştan kurmak zorunda kalmamasına da yardımcı olur.
Anamnez alırken hikâyeyi kesmemek
Anamnez, soru-cevap biçiminde ilerleyen mekanik bir veri toplama işlemi olmak zorunda değildir. Danışanın öyküsünü kendi kurduğu dizilim içinde anlatmasına izin vermek, ilişkinin zeminini oluşturur.
Elbette zaman zaman açıklayıcı sorular gerekir. Ancak kronolojik bir soru listesi anlatının önüne geçtiğinde, danışan kendini bir “vaka” gibi hissetmeye başlayabilir. İyi bir ilk görüşme, terapistin merakını kaybetmeden sorularını hikâyenin akışına yerleştirebildiği görüşmedir.
İyi Seans'ta bu alan nerede duruyor?
İyi Seans, danışanınızın mesleki onam metnini yazmaz, iletmez ya da onun yerine karar vermez. Kendi yönteminizle aldığınız mesleki onamı kayda alabileceğiniz ve isterseniz belgeyi şifreli arşiv alanında saklayabileceğiniz bir yer sunar. Danışan tarafındaki aydınlatma ve açık rıza adımları ise birbirinden ayrı tutulur; tek bir onaya sıkıştırılmaz.
Bu alanların hiçbiri ilk görüşmenin yerini tutmaz. Ama idari olanı klinik ilişkinin önüne koymamak için daha düzenli bir zemin sağlayabilir. Amaç, terapisti daha çok form doldurmaya değil, odada olanı daha dikkatle duymaya yaklaştırmaktır.
Küçük bir not
İyi bir ilk görüşme eksiksiz doldurulmuş formlarla başlamaz. Danışanın “Burada güvendeyim; anlatabilirim” diyebileceği bir alanla başlar. Çerçeve bu alanın sınırlarını korur; bağ ise o alanın içinde kurulur.
Kaynakça
American Psychological Association. (2017). Ethical principles of psychologists and code of conduct. https://www.apa.org/ethics/code
Kişisel Verileri Koruma Kurumu. (2016). 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu. https://www.kvkk.gov.tr/Icerik/6649/Personal-Data-Protection-Law
Norcross, J. C., & Wampold, B. E. (2018). A new therapy for each patient: Evidence-based relationships and responsiveness. Journal of Clinical Psychology, 74(11), 1889–1906. https://doi.org/10.1002/jclp.22678
İyi Seans'ı psikologların günlük iş akışını dinleyerek geliştiriyoruz. Deneyiminizi paylaşmak isterseniz tanışalım.
Terapide İyileştiren Şey: İlişkinin Niteliği
Terapinin sonucunu asıl belirleyen şey teknik değil, ilişkinin niteliği. Terapötik ittifak araştırmaları ve tam mevcudiyetin klinik önemi üzerine.
Terapideki Çerçeve Anne Bedeni Gibidir
Randevu saati, ücret ve sınırlar gibi teknik gereklilikler aslında terapinin taşıyıcı zemini. Çerçeveyi bir sisteme devretmenin terapistin tam mevcudiyetini nasıl koruduğu üzerine.
Yeni yazılardan haberdar olun
Ara sıra, sadece yazdığımızda. Spam yok.
RSS ile takip edin